Polifazik uyku
September 15, 2006, 8:55 pm
Filed under: Biliyormuydun?

Tuttum 

Madem uyku ve faz meselesi bu kadar ilgi gördü biraz daha farklı açılardan yalaşalım istedim: Seinfeldın the friar’s club bölümünü izleyenler ya da ursula kleguin’in the word for world is forest öyküsünü okumuş olanlar polyphasic sleep çok fazlı uyku, ile aşinadırlar.

çok fazlı uyku, 20-45 dk’lık parçalar halinde toplamda da 2-5 saat aralığında uyuma yöntemi. bu yöntemin ana fikri evrimsel yaklaşımdan geliyor. bundan binlerce yıl önce, bizler henüz mağaralarda yaşarken, uykumuz bu şekildeydi şeklinde bir önermesi var bu tür uykuyu destekleyenlerin. o dönem tabi ki, şimdiki kadar uzun bir blok halde uyumak büyük olasılıkla oldukça tehlikli idi ve bu nedenle de kısa ama gün içinde çok kez uyumak gerekti.

bu konuyu claudio stampi araştırmış. uyku, vardiyalı çalışan işçiler üzerine de araştırmaları var. araştırmalarıyla nasa da ilgilenmiş, astronotların uykusu ile ilgili olarak.

claudio stampi’nin iddialarına göre bu yöntemle uyununca uykusuzluk sırasındaki konsantrasyonun çok daha yüksek olduğu, yapılan analitik yetiler ve hafıza testlerinde çok böyle uyuyanların normal uyuyanlara göre daha iyi performans gösterdiği iddia ediliyor.

uyku süresinin toplamındaki kısalma ise uykuya geçiş ve dinlenme aşamalarındaki sürenin kısalması ile oluyor.

bu yöntem genelde polysomnography teknikleriyle birlikte uygulanıyor. biyofizyolojik değişikliklerin detaylı olarak kaydedilmesi. özellikle, göz hareketleri, iskelet kas hareketleri, beyindeki değişiklikler, özellikle de uyku sırasında kaydediliyor.

polifazik uykuda direk rem uykusuna geçildiği en yaygın görüş bu da genelde rem’in uykunun en önemli kısmı olduğuyla ilgili teorilerin çokluğundan kaynaklanıyor ama son dönemlerde yapılan araştırmalarla bu teoriden de vazgeçilme işaretleri var. her kısa uykuda uyku fazlarından birinin uyunduğu.

polifazik uykunun da birkaç çeşidi var, en yaygın bilineni uberman uykusu, 20-25 dklık uykulardan oluşuyor ve bunu genelde yat yarışçıları uyguluyor. ben de bu blog için ilhamı numbdan aldım.

core sleep denen türünde ise bikaç saatlik bir uyku ve gün içinde bikaç kısa uyku uyunuyor.

buckminiter fuller yönteminde ise her altı saatte yarım saat uyunuyor. burada da time’daki haber var, fuller ile ilgili.

burada da polifazik uykunun özellikle hayvanlar arasında çok yaygın olduğu, bebeklerin de polifazik uyuduğu ma insanlar temel olarak biphasic/iki fazlı olduğunu iddia ediyolar. polifazik uykunun jet-lag ve gece vardiyasında çalışanların rahatsızlıklarına benzer belirtiler gösterdiğini iddia ediliyor.

bu tür uykuyu uygulayabilmek için birkaç gün uykusuz kalmakla başlayıp 14 günlük bir program yapmak gerekiyor. başaramayanlar genelde 14 gün sürebilecek bir program yapmadıkları için olmuyormuş.

da vinci bölye uyuduğu için bu uyku da adını vermiş, diğer adı da Uberman sleep/Süpermen uykusu. zamana çok gereksinimi olan insanlar arasında oldukça yaygın olarak yapılan bir tercih, thomas edison, paul erdos, nikola tesla, benjamin franklin, winston churchill de tercih etmişler. burda denemek isteyenler ve onların deneyimleriyle ilgili bilgiler var.

kişisel görüşümü de ekleyeyim; çinlilere göre karaciğerin dinlenmesi için 23:00-03:00 arasında bedenin yatay halde olması gerekiyor, böyle uyuynca bu karaciğeri zaman içinde çok zorlayabilir, uygun bir beslenme programını da bu uyku düzenine eklemek gerekir. ayrıca kişisel deneyimlerime göre uykuyu etkileyen temel şey beslenme, insan az yediğinde daha az uyuyor, yeşillik ve sebze ağırlıklı beslendiğinde çok daha kısa sürelerde çok daha iyi uyuyabiliyor, benim uykum bazı günlerde 3 saate dek düştü, gece 1de uyuyup 4te uyandım, üstelik günlük normal işime devam edip ayrıca da 10-14 km arası da yürüdüğüm günlerdi. uykuyu azaltan bir diğer şey de meditasyon, düzenli meditasyon ve meditatif faaliyetler uykudan daha dinlendirici olabiliyor. uyku fiziksel dinlenme için yine de gerekiyor ama daha kısa sürede daha verimli bir uykuya da ulaşılıyor.

içeriği beğenseniz de beğenmeseniz de  

Advertisements

11 Comments so far
Leave a comment

Güzel bir yazıydı teşekkürler! sewgili dilek bu yorumuma da katılıyormusun?

Comment by bbo

kesinlikle.

Comment by dilek

Ama “uyku fazları” bilgisi için, akıl yaşta değildir mantığıyla gidersek, yaş ile kendini tanıma arasında bir ilişki kurmak pek de mantıklı gelmedi bana. Bu açıdan, sevgili bbo, “bu yaşta birinin 18 günlük bir deneye ihtiyacı var mıydı gerçekten?” sorunuz için size pek katılamıcam üzgünüm. Ayrıca bir yanlış anlama olmuş sanırım. Ben sadece sizin bu yorumunuzu paraphrase etmeye çalışmıştım, yoksa böyle bir deneyin gereksiz oluşu kendi kişisel düşüncem değildi. Bu yüzden ilk defa şu yukarıdaki yorumunuz için size katılıyorum.

Comment by dilek

sewgili dilek geniş bir zaman ve mekanda konuşalım;yanı sıra yaptığım yorumun başka kelimelerle izahına (=paraphrasing; farkındalık açısından belirtmek istedim) gerek yok sanırım:)Oldukça açık, anlaşılır (crystal clear) bir yorumdu:)

Comment by bbo

Farkli düsünüyor olmak ve bunu ifade etmek sanirim hatali olmasa gerek, yorumlar kisiler özel ve hemfikir olmak gerekmiyor. Sanirim önemli olan düzey ve icerik. Bu acidan da herhangi bir sorunumuz oldugunu sanmiyorum.

Not: Venedikte islanmakla mesgul oldugum icin Türkce harfler konusunda sorun yasiyorum kusura bakmayin, anlayisiniz icin tekrar tesekkür ederim.

Comment by bora

Bence burası gayet geniş bir mekan:)) Ve böyle sanal bir ortamda zaman kavramı pek önemli değil sanıyorum. Farkındalık açısından belirtmişsiniz, (paraphrasing), haklısınız Türkçe karşılığını yazabilirdim, bu uyarı için ayrıca teşekkürler. Ama asıl anlatmak istediğim şudur ki karşılıklı gelişen bir diyalog sırasında sizin yorumunuzu elimde olmayan sebeplerden ötürü başka kelimelerle izah etmek (!) zorunda kaldım. Daha doğrusu yorum biraz sohbet konusu oldu diyelim. Amaç da bu değil mi zaten bu sitede. Yoksa ben mi yanlış anlıyorum ?

Comment by dilek

Tabiiki düsüncelerin paylasilmasi bu cercevede yorumlarin ve sohbetlerin olusmasi istenilen bir durum.
Elestirebiliyorsak elestirilere de acik olmamiz gerekmez mi?

Comment by bora

Bora Bey notunuza bayıldım:)Hayırlı ıslanmalar diliyorum :))), yazdığım tüm yorumların düzeyli olduğunu düşünüyorum.Evet ortada bir sohbet durumu var, sevgili Dilek.Ancak yorumlarımın tekrar tekrar yorumlanması-ki elinizde olmayan sebepler merakımı cezbetmedi değil- garip geliyor.Eğer sohbet edeceksek – ki buna da eleştiriye olduğu kadar açığım – sadece şu yapılan deney konusunda şunu söyleyebilirim: 30 yaş üstünde insanlar olarak günde ne kadar uykuya ihtiyaç duyduğumuz gerektiğini bilmek için bir deneye ihtiyacımız olmadığını ve ayrıca bu deneyin gereksiz olduğunu düşünüyorum.Ve buna neden bu kadar tepki duyulduğunu merak ediyorum.Yanı sıra madem zamanımızın geniş olduğunu düşünüyoruz; devam edelim: Diyalog zaten “karşılıklı” gelişir, “karşılıklı” değilse diyalog olmaz. Eğlenceli bir durum :)))

Comment by bbo

Bence sizin yaptığınız şey hedef saptırma. Yani nasıl yaparım da karşımdakinin açığını yakalar, bir darbe indirir ve zafer edalarıyla dolaşırım durumu. Sakın bu cümlemden eleştiriye açık olmadığım anlaşılmasın. Aksine yorumlarınızdan anladığım şey tam da bu yönde olduğu için yazıyorum. Ayrıca deney konusunu devam ettiren de sizsiniz yanılmıyorsam. Şimdi de anlatım bozukluklarına takmış gördüm sizi. Farkındalık durumundan anlatım bozukluklarına geçtik. Seviye seviye ilerliyorum gibi geldi bana. Örneğin Türkçe`de “w” diye bir harf yokmuş, yeni öğrendim. (bkz: sewgili). Galiba sonu pek iyi olmıcak ama kapıcam ben bu Türkçe olayını merak etmeyin. Hatta bundan sonra monologlarımla ve diyaloglarımla mutlu mesut yaşıcam gibi… Umarım bu yazdıklarım daha da eğlenceli gelir de gününüze ya da gecenize renk katmış olurum. Sevgiler…:)

Comment by dilek

ayrıca isterseniz bana mail yoluyla ulaşabilirsiniz. Bence bu sayfayı böyle diyalog görünümlü atışmalarla daha fazla işgal etmeye gerek yok. Bence hiçkimse insanların yanlışlarını nasıl düzeltip eğlendiğinizle (!) ilgilenmez.
mail: xxxxx@xxxxx.com [Herkese acik olmasindan dolayi tarafimdan düzenlenmistir.BORA]

Comment by dilek

Sayfama ortalama günde 100 ziyaretci ugruyor bunlarin icinden faal olarak yorum yapmakta ve katilim gösterenlerin sayisi ise oldukca az. Her türlü yorum ve tabiiki adabi ile yapilan elestiriler de bu acidan önemli.

Biliyorsunuz yorumlar onaylaniyor yani uygun olan her türlü yorumunuzu onaylamaktan cekinmiyorum, ancak bu tartismanin sonucunda ortak bir karara varilabilecegine de inanmiyorum, ama bunun pek bir önemi yok.

Comment by bora




Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s



%d bloggers like this: